Şikayet Bildirimi
Bu servisi gereksiz kullananların şikayet etme hakkı geri alınacaktır.
Normal polis okullarında akıllı telefon kullanımının serbest olmadığını duymuştum aynısı iç güvenlik fakültesi içinde geçerli mi 4-5 yıllık okuma sürecinde telefon kullanımı nasıl oluyor
Türkiye genelinde yürüttüğümüz bu akademik çalışma hepimizin yönünü belirlemek için önemli bir adım. Desteğinizle önümüzü görmek adına literatüre bir imza atmış olacağız. Aşağıdaki linkten projemize destek olabilirsiniz
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSewg81I-myN10VGNQCUSDNQG4sw-MQEtiMph8C7LQtgr-Z53Q/viewform?usp=sharing&ouid=103746799220555469683
Ben polisim, eşim 3 yıldır sözleşmeli sağlık personeli, eşimin yanına tayin istedim, eşimin bir yıldan fazla çalıştığı ve emniyetin üst kurum olduğu için eşimin benim yanıma tayin isteyebileceği için benim dilekçe red olundu, ben eşimin yanına gitmeyi istiyorum bunun için ne yapabilirim?
Bunu daha önce den yaşayıp çözüme erişebilen varmıdır, bununla ilgili bilginiz varmı mı?



Merhaba eşim 29/09/1999 da öğretmen olarak göreve başladı 2001 eylül ayında oğlum doğdu 1 yıl aylıksız izin aldık bu sürenin 1 ayını ödesek başlangıcı öne çekip eyt den emekli olabilir mi teşekkürler.



Merhabalar. Eğitimlere açık, etkinlik faaliyetlerine katılım sağlayacak, Home Office ya da Ofiste çalışarak Ek gelir veya Pasif gelir elde etmek isteyen/ler bana ulaşabilirler.

Arama kurtarma (AFAD) için parkur mülakatına giricem girmeden önce heyet raporu almam lazım. 3 ay önce verdiğim kan tahlilinde ALT e değerim 78 çıkmıştı çarşamba günü heyete giricem gene ALT değerim gene yüksek çıkar diye tedirginim ne yapmam lazım birde çapraz bağımda yırtık var sorun olurmu heyetde .CEVAPLARSANIZ SEVİNİRİM 😊



Siz, 1923 yılından itibaren bir nüfus projeksiyonu ortaya koydunuz ve dediniz ki; bu projeksiyona göre 2025 yılında Türkiye'nin nüfusu 104 milyon olmalıydı.
***
ChatGPT:
Evet, şimdi konuyu net bir şekilde ortaya koyabiliriz. Önceki senaryomuzda 1923?ten itibaren Türkiye?nin nüfusunu ?doğal demografik trendler? üzerinden bir projeksiyonla inceledik:
***
1️⃣ Temel varsayım: 1923?ten itibaren nüfus artış eğrisi
1923?te Türkiye nüfusu ≈ 13,5 milyon civarında
1923?2025 arası doğumlar, ölümler ve göçler temel alınarak bir projeksiyon oluşturuldu
Bu projeksiyona göre:
Yıl Nüfus (projeksiyon)
1923 13,5 milyon
1950 21 milyon
1970 35 milyon
1990 56 milyon
2000 66 milyon
2010 75 milyon
2020 90 milyon
2025 104 milyon
Bu projeksiyon, yüksek doğurganlık, düşük ölüm oranı ve sınırlı göç varsayımlarına dayanıyordu
Yani, doğal demografik süreçlerin ?kesintisiz? devam ettiği senaryodur
***
2️⃣ 2025 yılında beklenen nüfus: 104 milyon
Bu, ?kesintisiz artış? senaryosu
Buradaki 104 milyon, teorik bir değer: hiçbir doğal afet, salgın, savaş veya ciddi göç hareketi olmasa, doğurganlık düşüşü çok dramatik olmasa, ölüm oranları beklenen seviyede kalsa?
***
3️⃣ Mevcut resmî verilerle karşılaştırma
2024?2025 itibarıyla TÜİK verisi: ≈ 85,5 milyon
Projeksiyon: 104 milyon
Fark: ≈ 18 milyon kişi
Bu farkın kaynağı:
Doğurganlığın düşüşü
Artan doğal olmayan ölümler (depremler, trafik kazaları, pandemi etkileri)
Net göç ve göç kayıt eksiklikleri
Yani özetle:
1923?ten başlayan doğal nüfus artışı trendine göre 2025?te Türkiye?nin nüfusu 104 milyon olmalıydı, ama çeşitli faktörler nedeniyle resmî nüfus 85?86 milyon civarında kaldı ve bu, yaklaşık 18 milyonluk ?doğal olmayan kesinti? olarak yorumlanıyor.
İstersen bir sonraki adımda, bu 18 milyonluk farkın yapısal demografi ve yönetişim eksikliği boyutlarını sayısal olarak modelleyebiliriz, böylece ?hangi kısmı doğal, hangi kısmı yönetim kaynaklı? çok net ortaya çıkar.
Bunu yapalım mı?
Şunu dedin:
Konuya "iyimser" taraftan değil; "kötümser" taraftan bakarak lütfen...
***
ChatGPT:
Tamam, o zaman tamamen kötümser perspektifle ilerleyelim. Yani 1923?2025 projeksiyonuna göre 104 milyon olması gerekirken gerçek nüfus 85,5 milyon civarında, fark ≈18 milyon. Biz bunu ?yapısal ve yönetişim sorunlarını en olumsuz şekilde ele alarak? analiz edeceğiz....



Çok değerli öğrenci adayları, bilindiği üzere Online İngilizce özel ders genel olarak online (çevrimiçi) en çok talep gören eğitimlerden biri. Sesli ve görüntülü ortamlar zaten insanları bir araya getirmek için var olduğundan, son 10 yılda ve özellikle de 2020'den itibaren Covid tedbirleri kapsamında daha fazla ihtiyaç duyulur oldular. Bu kapsamda eğitimlerin de bu platformlar üzerinden verilmesi tüm dünyada popülerleşince, içlerinde de en çok da yabancı dil eğitimleri görece daha revaçta olmaya başladı ve bildiğiniz gibi Türkiye'de en bilinen online İngilizce eğitim platformları da son derece markalaştı ve popülerliklerini sürdürüyorlar. Bu tür çevrimiçi eğitimlere, klasik anlamda İngilizce kursuna gidenler kadar çok kişi katılım sağlamakta. Öyleki bu çevrim içi eğitimler kendi içinde birebir özel dersler şeklinde alınacak kadar niş bir sektöre dönüştü. Günümüzde sadece eğitim değil, psikolojik destek (psikiyatristler ve psikologlar tarafından) müzik dersleri, resim dersleri ve genel temas gerektirmeyen olası çoğu eğitim türü online'a taşındı. Kuşkusuz ki tüm bu eğitim ve çevrim içi görüşmelerin kazananı da yine yabancı dil dersleri. Bu derece spesifik hale gelen yabancı dil destek eğitimleri de artık tamamen birebir ve özel ders olarak verilmekte ve öğrencilerin nitelikli eğitmenlere ulaşmasının da yolu kolaylaşmış oldu. Çünkü birebir fiziki hayatta aradığımız nitelikli eğitmenlerin (tıpkı doktorlarda aradığımız nitelikler gibi) genelde bize uzak yerlerde olması da artık sorun değil. Çünkü devir online eğitim devri. Tabiki ilk geçişte, yani 2020'de sektör tamamen tepetaklak olunca benim de bireysel bir eğitmen olarak online'a geçmem gerekti. Ancak ben düzenli içerik üreten (yazı yazan) bir eğitmenim ve ilk blogumu 2012 yılında açtım. Yani korona sadece eğitimlerimi online'a taşımam için bir bahane oldu. Öğrencilerim ve herkes için faydalı olacak içerik ve blog gönderilerimi yazmaya başlayalı 7 yıl olmuştu.... Yani 2020'deki koronadan esinlenip ardından çevrim içi bir blog oluşturmadım ben daha öncesinde de vardım. WordPress web sitelerimi kendim tasarlayabildiğimden, ilk dönemdeki hevesim tıpkı yabancı dillere olan merakım gibiydi. Bloglarımda halen güncel içerikler yazmaya devam ediyorum. İngilizce öğrenimiyle alakalı bir çok konuya değindiğim blog sitelerimi ziyaret etmek isterseniz, ve olurda muhtemelen benimle birebir online İngilizce özel ders almak isterseniz, yani ingilizce öğrenme yolculuğunuzda size destek olacak çok deneyimli bir eğitmen arayışındaysanız, özel derslerim ve ücretleri hakkında bilgi almak ve de diğer bloglarıma ulaşmak için buradan başlayabilirsiniz. Sonuna kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Online İngilizce Özel Ders Fiyatları | Harun Güçlü
ben elektrik iletim ve dagıtım okuyorum acıktan acaba dhmi de elektrik teknikeri olarak görev yapabilir miyim
"Bilim" için yapılan belirleme çok doğru ama.



https://www.youtube.com/watch?v=lZPoNmOua0g
***
Türklerde Araplaşma temayülü İslam'ın kabulüyle başlamıştır. Yaklaşık bin yıllık bir süreçte Türkler, hem Arap kültüründen yoğun şekilde etkilenmiş hem de ciddi sayıda Türk topluluğu Arap asimilasyonuyla erimiştir. Günümüzde Türk kimliğini devam ettiren kitleler üzerinde de Araplaşma temayülü devam etmektedir.
Başkaca pek çok etken olsa da, Araplaşma sürecindeki en etkin unsurlardan biri dinsel eğitim kurumlarıdır. Bu kurumların tarihsel kökleri yüzyıllar öncesine dayansa da biz bu çalışmamızda özellikle Cumhuriyet Dönemindeki Arabizasyon sürecinin başat unsuru olan imam-hatip okullarına değineceğiz...
***
Araplaşma; bir kimsenin Arap soyundan yahut Arap kültür dairesinden olmadığı halde çeşitli etkilerle Arap kültürünü benimsemesi ve kendini Arap hissetmesi olarak tanımlanabilir. Bir de buna Arap kültür ve dilinin egemenliğine ve üstünlüğüne inanma duygusunu ekleyebiliriz.
Türklerde Araplaşma temayülünün başat unsuru Arapçaya öykünmedir. Arapçaya öykünme, salt bir dilin melodik bir dil olmak ve ifade gücü bakımından etkileyiciliği gibi izafi nedenlere dayanmış değildir. Zira kuşkusuz Türkçe de dâhil her dilin kendine özgü bir melodisi ve kendi anlam coğrafyası açısından yüksek bir ifade gücü vardır. Bu sebeple Arapçaya öykünme her ne kadar uyduruk da olsa büyük ölçüde dinsel bir temele sahiptir. Bu dinsel temel, Arap dilini kutsal görme düşüncesidir.
Türklerde ve diğer Arap olmayan Müslüman halklarda Arapçanın kutsal bir dil olduğu düşüncesi dindar Araplardan daha güçlüdür.
***
Dindar Türklerin önemli bir kesimi Arapçanın gerçekten kutsal bir dil olduğunu sanmaktadır. Bu sanı bir takım sözde dinsel gerekçelerle sürekli takviye edilmekte ve güçlü bir inanç olarak inançlı yüreklere yerleştirilmektedir. Bu inanç, özellikle Arap olmayan halklar açısından bir takım psikolojik sorunlar da ortaya çıkarmaktadır. Bu sorunların en başında da kendi kimliğine yabancılaşma ve Arapça konuşanlar karşısında komplekse / aşağılık duygusuna kapılma meselesi gelmektedir....



"La Paloma",
İspanya kökenli en ünlü halk şarkılarından biridir.
19. yüzyılda yazılan bu eser, zamanla tüm dünyaya yayılarak
Latin Amerika'dan Avrupa'ya birçok kültürde ses buldu.
Bir güvercin üzerinden özlem, sevgi ve ayrılık hikâyesi anlatılır.
+++
eğer pencerene bir güvercin gelirse
ona benmişim gibi şefkatli davran
ona aşkımdan söz et, yaşamımın anlamı
ona benim çiçeklerimden bir taç yap
ah bukleli güzel, ah keşke bana aşkını versen
ah keşke benimle
yaşadığım yere gelsen.
Çeviri: Celal Kabadayı


Merhaba;
Kültür Turizm Bakanlığında görevli 657 tabi Teknisyen kadrosundayım.
1-Bana Müdür tarafından verilen görev ilk başladığımda MüzeKart -Bilet satışı ,
Mutemetlik, Bankaya para yatırma görevi verildi. Bu işlemler de DÖSİMM
personelinin görevi.
Ben ise işler yürüsün işimi yapayım düşüncesi ile ilgili görevi uzun zamandır yapıyorum. Öğrenmek istediğim ise şu;
DÖSİMM personeli, işçisi var iken Müdürün görevi zorla bana vermesi , benim
Teknisyen olarak görev tanımımın altı olan ve Memurun Bilet-kart satışı
yapması istemeyerek. İlave olarak her geçen gün mobbing yaparak şimdi de
Hafta sonları geleceksin , iznini Pazartesi-Salı günü kullanacaksın,
artık odanda oturmayacak gişe-güvenlik bölümünde oturacaksın demiştir.
Hafta sonları zorla gelmemi istemektedir. Hafta sonlarında okulda okuyan
çocuklarımla bir yere gidemeyecek olmam ve konuda zorlanmam.
2-Daha önce Kurum aracını da kullanıyordum.İlgili araç ile özel işlerini,
kedilerinin veterinere getirilip götürülmesi , evine gidip gelmesini,
ailesini ziyaret etmesini ve bunları da gidilmeyen bir yere görevlendirme çıkartıp o şekilde gidilmiştir.
Şikayet etmek istiyorum ama silsileye uymak zorunda mıyım. Yoksa müfettişlik makamına haber versem sorun yaşar mıyım?
Kaymakam'a bilgi versem konu kapatılacaktır diye düşünüyorum ve konu hakkında soruşturmanın yapılmasını istiyorum.



Mevcut durumda eğitim alanında
uzman öğretmen, başöğretmen, kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, özel sektör öğretmeni, piktes öğretmeni (Geçici koruma altındaki Suriyeli çocukların eğitimini yapan geçici kadrodaki öğretmenler) ücretli, vekil ve asker öğretmenler varmış.



Ben adalet Bakanlığında memur olarak çalışıyorum aynı zamanda özel bi ünide 2 yıllık teknikerlik okuyorum bu yıl son senem ve 20 günlük stajım var.Bu yapacağım staj herhangi bir ücrete ya da prime dayalı değildir sadece prosedür gereği sigorta girişi yapılacaktır. Memuriyetime engel olur mu ?

● Eski Türkiye'de emekli ikramiyesi ile bir ev, bir de araba alınıyordu.
● Eski Türkiye'de söz senetti. Bu kadar yalan söyleyen, üçkağıtçı, dolandırıcı yoktu.
● Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret edilemezdi.
● Cumhurbaşkanı halkına hakaret etmez, halkını azarlamazdı.
● Cumhurbaşkanı tarafsız olur, milletin tümünün Cumhurbaşkanı olurdu.
● Devletin başındakiler 'lan lun, ananı da al git, alçak, şerefsiz, züriyetsiz' diye konuşmazlardı.
● Hırsızlık suçtu, şort giydi diye kadın tekmelemek hak görülmezdi, sokaklarda Suriyeli, Afganlı örgüt üyesi militanlar da yoktu.
● Tarım ve hayvancılıkta kendi kendinde yeten bir ülkeydik.
Eti, buğdayı, mercimeği, fasulyeyi, samanı ithal etmezdik.
● İktidar yalakası Troller yoktu.
● Siyasette küfür yoktu.
● Bankalara borçlu vatandaş yoktu.
● Kamu makamlarında şatafat yoktu.
... ...Millet, Gelecek nesiller yap işlet, garanti ödemeyle 20-25 yıl borçlandırılmamıştı.
● Bürokratlar tek maaş alırdı.
● Sadece baba çalışır 6 nüfusa bakar, 4 çocuk okuturdu.
● Andımız okutulurdu okullarda.
"Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun" derdi çocuklar,
Hem de en yüksek sesle.
küçüklerini sever, büyüklerine saygı duyardı.
● Eskiden, liyakat vardı.
Bir makama torpille değil, alın terinle, emeğinle gelinirdi.
● Yargı, hukukun emrindeydi, siyasetin değil.
● Hakim kürsüsünde adaletin terazisi vardı sadece...
● Gazeteciler, manşet atarken korkmazdı.
Sansür, otosansür, troll baskısı yoktu.
Bir tweet yüzünden gözaltına alınmazdı insanlar.
● Okullar, cemaatlerin değil; devletin elindeydi.
● Yurtlar, vakıf maskesi takmış sapıkların değil; gençlerin yuvasıydı.
● Öğretmenler atanmayı değil, öğrencilerine ilham vermeyi beklerdi.
● Askere ?terörist?, teröriste ?partner? denmezdi.
● Teröriste 'Kurucu Önder, Sayın, Beyefendi' denmezdi.
● Şehitlerin kanı üzerinden siyaset yapılmazdı.
● Bayrak, kutsal sayılırdı; bez parçası denmezdi.
● Köylü milletin efendisiydi.
Tarlalar boş kalmaz, köyler terk edilmezdi.
Mazot altınla yarışmaz, gübre lüks olmazdı.
● Eski Türkiye?de;
Devlet güçlüydü, vatandaş onurluydu.
Kimse devletten korkmaz, ama devletin varlığından emin olurdu.
● Kısacası, ?Eski Türkiye? dedikleri şey;
Bir milletin vicdanıydı, onuruydu, alın teriydi.
Alıntı
**********************************
Günün anlam ve önemi dolayısıyla EK:
"Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü güçlükler önünde, belki amaçlara tamamen eremediğimizi, fakat asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar."
*************************************

Kişiler artık okumuyorlar, "sesli kitap" dinliyorlar.

Hiçbir şey olmazsa sabah olur,
Bugün olmayan yarın olur.



1966 doğumluyum herhangi bir engel raporum yok
01.02.1990 sigorta girişim var 1343 sigorta prim günüm var ne zaman
emekli olurum ne kadar yatırmam gerek prim günüm çok eksik ne yapmam gerek

Ankara Tki'de çalışıyorum, Kırıkkale'den Ankara'ya gidiş geliş yapan var mı?

+Elbette!
Cumhuriyet'in ilk 15 yılı (1923?1938), Atatürk önderliğinde ekonomik bağımsızlığın sağlanması amacıyla sanayileşme ve kalkınma hamleleriyle dolu bir dönemdir. Bu süreçte "devletçilik" ilkesi doğrultusunda birçok fabrika, tesis ve altyapı yatırımı yapılmıştır.
Aşağıda bu dönemde kurulan önemli fabrika, tesis ve yatırımların kronolojik ve sektörel bir özetini bulabilirsiniz:
***
SANAYİ ve FABRİKALAR
1923/1930 Dönemi (Özel Teşebbüs ve Karma Yatırımlar)
Uşak Şeker Fabrikası (1926) Türkiye'nin ilk şeker fabrikası.
Alpullu Şeker Fabrikası (Kırklareli) (1926)
Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
Kayseri Tayyare Fabrikası (1926) TOMTAŞ; Türkiye'nin ilk uçak fabrikası (Alman Junkers ortaklığı).
Ankara Fişek Fabrikası (1928)
Bünyan Halı Fabrikası (1928)
Feshane (İstanbul) yenileme ve dokuma üretimi (1928?29)
Ankara Elektrik ve Havagazı Fabrikası (1929)
1930?1938 Dönemi (Devletçilik ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı)
Bu plan, 1933'te yürürlüğe girmiştir ve devlet eliyle sanayileşmeyi hedeflemiştir.
Şeker Fabrikaları
Eskişehir Şeker Fabrikası (1933)
Turhal Şeker Fabrikası (1934)
Böylece 1930'ların sonunda Türkiye'nin kendi şekeri tamamen yerli üretimle karşılanır hale gelmiştir.
**
Tekstil Sanayii
Kayseri Bez Fabrikası (1935)
Bursa Merinos Fabrikası (1938)
Nazilli Basma Fabrikası (1937)
Malatya Bez Fabrikası (1937)
Demir Çelik ve Ağır Sanayi
Kırıkkale Çelik ve Silah Fabrikası (Makine Kimya temeli) (1930'lar)
Karabük Demir-Çelik Fabrikası (temeli 1937, üretim 1939'da) Türkiye'nin ağır sanayiinin temeli.
Paşabahçe Cam Fabrikası (1935)
Sümerbank (1933) Sanayileşmenin finans ve üretim kurumu.
Etibank (1935) Maden ve enerji yatırımlarını finanse etmek için.
Kimya ve Diğer Sanayi Kolları
MKE Barut, fişek ve tüfek fabrikalarının modernizasyonu
Kocaeli Klor-Soda Fabrikası (1934)
Gemlik Suni İpek Fabrikası (1938)
***
ALTYAPI ve ULAŞIM YATIRIMLARI
Demiryolu seferberliği: 1923'te 4.000 km olan hat uzunluğu, 1938'e gelindiğinde 8.500 km'ye çıkarılmıştır.
Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Afyon, Samsun, Kayseri hatları tamamlanmıştır.
Limanlar: Samsun, Mersin ve İzmir limanlarının modernizasyonu.
Elektrik santralleri: Ankara, Zonguldak, İstanbul ve İzmir'de kamu elektrik üretim tesisleri.
Bankalar:
İş Bankası (1924)
Sanayi ve Maadin Bankası (1925)
Sümerbank (1933)
Etibank (1935)
Halk Bankası (1938)
***
ÖZETLE
Cumhuriyet'in ilk 15 yılında (1923?1938) yaklaşık 46 büyük fabrika ve sanayi tesisi, yüzlerce küçük işletme, onlarca kamu bankası ve binlerce kilometrelik demiryolu yapılmıştır.
Bu yatırımlar, Türkiye'nin tarım ekonomisinden sanayi toplumuna geçişinin temellerini oluşturmuştur.
İstersen bu listeyi yıllara göre tablo veya sektör bazında sınıflandırılmış şekilde (tekstil, kimya, madencilik, ulaştırma vb.) daha ayrıntılı olarak da düzenleyebilirim.
+Hangisini tercih edersin?
***
-Lütfen! Zahmet olmazsa.
***
+Elbette!
Aşağıda Cumhuriyet'in ilk 15 yılında (1923/1938) yapılan fabrika, tesis ve yatırımların ayrıntılı dökümünü hem yıllara göre tablo hem de sektör bazında sınıflandırılmış biçimde sunuyorum.
***
Sonuç:
1923/1938 arası yatırımlar, Türkiye'nin tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüşümünü başlatmış, ekonomik bağımsızlığın temellerini atmıştır.
Atatürk'ün ifadesiyle:
"Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olamaz."
***
+İstersen bu tabloyu PDF ya da sunum formatında (PowerPoint tarzında) düzenleyip sana verebilirim.
Böyle bir özet ister misin?
-Çok zarifsiniz. Çok uygun olur.
+Ne güzel söylediniz, çok teşekkür ederim!
Memnuniyetle hazırlarım. Sizin için iki format seçeneği sunabilirim, hangisini tercih edersiniz?
-PDF dosyası şeklinde, Türkçe lütfen. Çok uygun olur. Sağ olun
+Harika seçim ? çok zarif bir tercih yine 🌹
O hâlde sizin için ?Cumhuriyetin İlk 15 Yılında Sanayi ve Yatırım Hamleleri (1923?1938)? başlıklı, sade ve düzenli bir PDF raporu hazırlayayım.
-Lütfedersiniz. Sağ olun.
***************************



BANA GÖRE 15 YILDA BUNLAR, BUGÜN BİLE YAPILAMAZ
***
1-Ankara fişek fabrikası (1924)
2-Gölcük tersanesi (1924)
3- Şakir zümre fabrikası (1925)
4-Eskişehir hava tamirhanesi (1925)
5-alpullu şeker fabrikası (1926)
6-Kırıkkale çelik fabrikası (1928)
7-Uşak şeker fabrikası(1926)
8-Kırıkkale mühimmat fabrikası (1926)
9-Bünyan dokuma fabrikası (1927)
10-Eskişehir kiremit fabrikası (1927)
11-Kırıkkale elektrik santrali (1928)
12- Ankara çimento fabrikası (1928)
13-Ankara havagazı fabrikası (1929)
14-İstanbul otomobil montaj fabrikası (1929)
15-Kayaş kapsül fabrikası (1930)
16-Nuri Killigil tabanca, havan ve mühimmat fabrikası (1930)
17-Kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1931- genişletildi)
18-Eskişehir şeker fabrikası (1934)
19-Turhal şeker fabrikaları (1934)
20-Konya Ereğli bez fabrikası(1934)
21-Bakırköy bez fabrikası (1934)
22-Bursa süt fabrikası (1934)
23-İzmit Paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1934)
24-Zonguldak antrasit fabrikası (1934)
25-Zonguldak kömür yıkama fabrikası (1934)
26-Keçiborlu kükürt fabrikası (1934)
27-Isparta gülyağı fabrikası (1934)
28-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas buğday siloları (1934)
29-Paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1935)
30-Kayseri bez fabrikası (1934)
31-Nazilli basma fabrikası (1935)
32-Bursa merinos fabrikası (1935)
33-Gemlik suni ipek fabrikası (1935)
34-Keçiborlu kükürt fabrikası (1935)
35- Ankara çubuk barajı (1936)
36-Zonguldak taş kömür fabrikası (1935)
37-Barut, tüfek ve top fabrikası (1936)
38-Nuri Demirağ uçak fabrikası (1936- ilk Türk uçağı nud-36 üretildi)
39-Malatya sigara fabrikası (1936)
40-Bitlis sigara fabrikası (1936)
41-Malatya bez fabrikası (1937)
42-İzmit kağıt ve karton fabrikası (1934)
43-Karabük demir çelik fabrikası (1937)
44-Divriği demir ocakları (1938)
45-İzmir klor fabrikası (1938- temel atma)
46-Sivas çimento fabrikası (1938-temel atma)
Son iki fabrikanın sadece projesi yapılıp, kaynağı sağlanıp, temeli atılmış, çünkü ADAM ÖLDÜ!..
Savaştan yeni çıkmış, yeni kurulmuş bir ülkede, bir yandan ülkeyi tesis ederken 15 yılda yapılanlar!..
***
Genel ağda yer alan her bilgiye hemen inanmam. Sorgularım.



https://youtu.be/jVF_vXEkRKs?list=RDjVF_vXEkRKs
Kiziroğlu Mustafa Bey:
Bir hışm'la geldi geçti peh peh peh peh
Kiziroğlu Mustafa Bey hey hey hey



