gubaz

Erkek

Bu üyenin kişisel bilgilerini görmek için üye olmanız gerekmektedir.
gubaz
29 Ocak 2020 Çarşamba, 19:17
Şikayet Et Detayını Göster
Yeni Koronavirus 2019 Hakkında Merak Edenler İçin Bilgi Notu
Yeni Koronavirus nasıl ortaya çıktı? Yeni Koronavirus ilk defa 29 Aralık 2019'da Çin'in Wuhan şehrindeki deniz ürünleri ve canlı hayvan satan bir markette çalışan 4 kişide ve aynı günlerde bu marketi ziyaret eden çok sayıda kişide akciğer infeksiyonu (pnömoni) bulgularının tespit edildiğinin açıklanmasıyla gündeme gelmiştir. Hastalardan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda 7 Ocak'ta, hastalığa neden olan virusun SARS (2002) ve MERS (2012) gibi Koronavirus ailesinden olduğu anlaşılmış ve virusa Yeni Koronavirus 2019 (2019-nCoV) adı verilmiştir. 2019-nCoV genomunun SARS Koronavirusuyla %70 benzerlik gösterdiği bildirilmiştir. Koronaviruslar insanlar arasında hastalık yapabilen, bazı hayvan türlerinde (kedi, deve, yarasa) tespit edilebilen geniş bir virus ailesidir. Hayvanlar arasında dolaşan Koronaviruslar zaman içinde değişim göstererek insana bulaşma yeteneği kazanabilirler ve böylelikle insan olguları görülmeye başlar. Ancak bu virusların insanlar açısından tehdit oluşturması, insandan insana bulaşma yeteneği kazanmalarından sonra söz konusu olur. 2019-nCoV, Wuhan şehrinde canlı hayvan marketini ziyaret edenlerde ortaya çıkmış, insandan insana bulaşma yeteneği de kazanmış olan bir virustur. Hastalık kaç kişide ve nerelerde görüldü? Kaç kişi hayatını kaybetti? Kesin olarak kanıtlanmış hasta sayısı 28 Ocak itibariyle tüm dünyada toplam 4684 kişidir. Bunlardan Çin'deki 106 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Hastalık Wuhan başta olmak üzere ve buradan yayılarak Çin'de (4607 kişi), Tayland'da (14 kişi), Hong Kong'da (8 kişi), Tayvan'da (7 kişi), Makau'da (7 Kişi), Singapur'da (7 kişi), Japonya'da (6 kişi), ABD'de (5 kişi), Avustralya'da (5 kişi), Güney Kore'de (4 kişi), Malezya'da (4 kişi), Fransa'da (3 kişi), Vietnam'da (2 kişi), Kamboçya'da (1 kişi), Nepal'de (1 kişi), Kanada'da (1 kişi), Sri Lanka'da (1 kişi) ve Almanya'da (1 kişi) görülmüştür. ÇİN Olgular Ölümler TOPLAM 4607 106 Hastalığın belirtileri nelerdir? Hastalık, 2-14 gün süren bir kuluçka süresinden sonra birden başlayan yüksek ateş (39 derece), öksürük ve nefes darlığı ile karakterlidir. Bazı hastalarda boğaz ağrısı ve burun akıntısının da olduğu görülmüştür. Hastalık genellikle orta-ağır bir klinik seyir göstermektedir. Ağır hastalanan ve ölen kişilerin büyük kısmı ileri yaştaki (>65y), altta yatan hastalıkları (akciğer hastalıkları, organ yetmezlikleri, kanser, diyabet, bağışıklık baskılayan hastalıklar) olan kişilerden oluşmaktadır. Genç sağlıklı erişkinlerde hastalık nispeten hafif seyretmektedir. Hastalık nasıl bulaşır? Yeni Koronavirusun, diğer Koronaviruslar gibi solunum salgıları ile bulaştığı düşünülmektedir. Hasta kişilerden öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virus içeren solunum salgısı damlacıkları, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olur. Hastalığın bu şekilde insandan insana bulaşması için yakın temas (1 metreden yakın) gereklidir. Bugüne kadar 16 sağlık çalışanının hastalarla temas sonucunda hastalandığı, hayvan marketini hiç ziyaret etmeyen kişilerde de hastalık geliştiği gösterilmiştir. Bu bulgular 2019-nCoV'nin insandan insana bulaşabildiğinin göstergesidir. Ancak halen bulaştırıcılığın ne ölçüde olduğu bilinmemektedir. Salgının nasıl seyredeceğini belirleyen en önemli faktör virusun insandan insana ne kadar kolay bulaşabildiği ve gerekli önlemlerin ne kadar başarıyla alınacağıdır. Bugünkü bilgiler ışığında 2019-nCoV'nin gıdalarla (et, süt, yumurta vb) bulaşmadığı söylenebilir. Hastalıktan nasıl korunulabilir? Hastalıktan korunmak için bir aşı söz konusu değildir. Bu nedenle korunmada şimdilik en etkili yöntem virusla (hasta kişilerle) temas etmekten kaçınmaktır. Bugün için ülkemizde hastalığın yayılması söz konusu olmadığından toplumda özel bir önlem alınmasına gerek yoktur. Ancak solunum yolu enfeksiyonu yapan çok sayıda virusun (grip, nezle virusları vb.) insanlar arasında dolaşmakta olduğu kış aylarında sadece 2019-nCoV'tan değil, diğer tüm solunum viruslarından korunmak için el temizliğine dikkat edilmesi, temiz olmayan ellerin göz, ağız ve buruna götürülmemesi çok önemlidir. Hastalığın kaynağı olan Çin'den dünyanın diğer bölgelerine yayılmasını engellemek için Wuhan'da toplu taşıma araçları kullanımı yasaklanmış, şehirden giriş-çıkışlar durdurulmuş, maske kullanım zorunluluğu getirilmiştir. Acil ünitelerde ve hastanelerde infeksiyon kontrolü nasıl sağlanmalıdır? Mikroorganizmanın bulaşma dinamikleri henüz tam tanımlanmamış olmakla birlikte, salgın bölgesinden gelen ve uygun klinik tablosu olan hastalarda şu infeksiyon kontrol önlemleri alınmalıdır: Hastanın en kısa süre içinde ayrı bir odaya (varsa hava yolu izolasyonu için uygun olan negatif basınçlı oda tercih edilmeli) alınarak cerrahi maske takması sağlanmalı, odanın kapısı kapalı tutulmalıdır. Hastaya bakım verecek sağlık çalışanları temas ve hava yolu izolasyon önlemlerine uymalı ve yüz-göz koruyucu kullanmalıdır. En kısa sürede yerel sağlık otoritelerine bildirim yapılmalıdır. Hastalığın tedavisi var mıdır? Bugün için Koronaviruslara etkili olduğu gösterilmiş ilaç yoktur. Bu nedenle hastalara şikayetlerini azaltacak ve varsa bozulan organ fonksiyonlarını destekleyecek tedaviler verilmektedir. Ülkemizde son 14 gün içinde Çin'e bizzat seyahat etmiş olan veya seyahat etmiş biriyle yakın teması olan kişiler, ateş, öksürük, solunum sıkıntısı gibi belirtileri olursa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Kaynak: Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği
9 Yorum
gubaz özet koronovirusu iyi değil:))))) 29 Ocak 2020, 19:30
Gazormadugudi Hocam ozet yok mu 29 Ocak 2020, 19:29
gubaz undy haklisin.. aslında düzgün hali var ama buraya yapıştırdım böyle oldu 29 Ocak 2020, 19:23
Tüm Yorumları Göster
gubaz
22 Ocak 2020 Çarşamba, 22:46
Şikayet Et Detayını Göster
Biz kimseye kin tutmayız...
"Biz kimseye kin tutmayız Ağyar dahi dosttur bize Nerde ıssızlık var ise Mahalle vü şardır bize *** Adımız miskindir bizim Düşmanımız kindir bizim Biz kimseye kin tutmayız Kamu alem birdir bize" (Yunus Emre)
1 Yorum
havacı_58 Ben gelmedim dava için 22 Ocak 2020, 22:47
Tüm Yorumları Göster
gubaz
28 Eylül 2019 Cumartesi, 17:46
Şikayet Et Detayını Göster
Yusuf Islam'ın Cevabı....
ÇOK EŞLİLİK ile ilgili muhabirin sorduğu soruya Yusuf İslam'ın verdiği cevap; DHA Muhabiri: Girdiğiniz İslam dininde bir erkeğin dört kadınla evlenmesine ne diyeceksiniz? Yani bunun mantığını nasıl kabul edeceksiniz? Siz bir Batılı aydın şarkıcı olarak bunu nasıl kabul ettiniz? Yusuf İslam: Sen beni eski halimle tanıdığını söylüyorsun. Ben Müslüman olmadan önce kaç kadınla beraber olduğumu bilemem. Onlardan çocuğum olmuşsa onu da bilemem. Ben böyle adi bir hayat yaşarken sen bana hayrandın. Ben şimdi Müslüman oldum. Tek eşle evliyim. İkinci bir evliliğe niyetli de değilim. İslam dini dörde kadar izin veriyorsa onların ve çocukların sorumluluğunu da ona yüklüyor. Senin hayran olduğun Batıda böyle bir sorumluluk yok. Birçok çocuk babasını bilmez. Babası da çocuğunu görmeden gider bu dünyadan. "İyi ki müslümanları tanımadan, islamı tanımışım" diyen güzel insan.
1 Yorum
DÜZ MANTIKKK Gu dan sonrasını okumadım 28 Eylül 2019, 17:48
Tüm Yorumları Göster
gubaz
21 Eylül 2019 Cumartesi, 17:30
Şikayet Et Detayını Göster
Yemeğe çıkarken bir kez daha düşünün...
Yeni restoran açan birisinin acı ve gerçek itirafları : "Yeni restoranın açılması müşterilerden çok toptancıların ilgisini çekmişti. İlk gelen sezonluk su stoğumu bana satmaya çalışan bayi oldu. Toptan alırsam, büyük su 35 kuruşa, küçük su 15 kuruşa geliyordu. Onun ardından toptan gıdacı, meşrubatçı ve biracılar da geldi tabii. Buraya kadar her şey normaldi. Ancak arkası kapalı, üzerinde hiç yazı bulunmayan kamyonet geldiğinde ilk şokumu yaşadım. Adam kaşar peyniri satıyordu. Kilosu 6,5 liradan. Ben, "Nasıl böyle ucuz satıyorsun?" deyince de adam açık açık söylemekten çekinmedi, "Abi bu dandik kaşar ama kimse ayırt edemez. Bak al bi parça." Nutkum tutulmuştu. "Zararlı değil abi, patates püresine yağ ve kaşar aroması koyuyorlar." demez mi? O şokla adamı nasıl gönderdiğimi hatırlamıyorum. Ertesi gün daha beterdi. Kıymacı, köfteciydi gelen. Kilosu 3 buçuk liradan kıyma satıyordu. Sinirlerime güç bela hakim olup kıyma denilen seyin muhtevasını sordum. Et aroması, tavuk deri ve kemikleri, soya vs gibi "Zararsız" maddelerden üretiliyormuş.... Adam öğünerek, "Her şey dahil otellerden alan var abi" dediği an kıçına tekmeyi yedi tabii. Adamı kovdum kovmasına da, bu iş fena halde aklıma takıldı. Kardeşim bu memlekette sahte olmayan bir şey yok mu? Ben bu tip restoranlarda yemek yedim mi acaba? Yediysem kaç kere? Bu işin ucu nereye kadar gidiyor? Oturdum bilgisayarın başına, başladım araştırmaya. Aman tanrım! Neler neler varmış bu memlekette? Yahu neredeyse gerçek bir şey yok piyasada. Her şeyin aroması var. Üstelik bunlar internette online olarak satılmakta. Aromalar saymakla bitmiyor. Acı Biber Aroması, Acıbadem Aroması, Ahududu Aroması, Alabalık Aroması, Ananas Aroması, Anason Aroması, Antep Fıstığı Aroması, Ayran Aroması, Bal Aroması, Bergamot Aroması, Böğürtlen Aroması, Çam Sakızı Aroması, Çedar Peyniri Aroması, Ceviz Aroması, Çikolata Aroması, Çilek Aroması, Et Aroması, Fındık Aroması, Fıstık Aroması, Keçi Peyniri Aroması, Keçi Sütü Aroması, Kekik Aroması, Kimyon Aroması, Koyun Peyniri Aroması, Koyun Sütü Aroması, Parmesan Peyniri Aroması, Tereyağı Aroması, Yoğurt Aroması, Zeytin Aroması, Zeytinyağı Aroması, Ekmek Aroması. Yahu, ekmeğin bile aroması var. Çakma ekmeği nasıl yapıyorsunuz kardeşim? Neden yapıyorsunuz? Araştırdım, ekmekte durum bildiğiniz gibi değil. Unun beyazlatıcısından tutun da maya besleyicisine (Yahu maya besleyici satıyor adamlar. Ninem ekşi mayadan, nohuttan yapardı ekmeği) hacim arttırıcısına kadar neler neler var. Adam gibi ekmek bile yedirmeyecekler bize. Kahvelere köpük yapıcı satıyorlar yahu. Köfte kızartılırken hacminin küçülmemesini sağlayan kimyasallar var. Bilumum E-bilmemkaç maddelerini gördüm. Yeminle bin civarında 'E'li madde var. Bir o kadar da 'E'siz katkı maddesi piyasada. Tam bunları okurken, sahte kolacı, "ucuz" viskici, yaban domuzcu akın akın geldi. Bunca gelen arasında bana da toplu halde geldiler, iyi saatte olsunlar. Bütün bunları yaşayıp öğrendikten sonra tımarhanelik olmadığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. İşte bu yüzden pılıyı pırtıyı toplayıp dükkanı kapattım ve bu işe bir daha girmemeye, hatta turistik yerlerde iyi tanımıyorsam, restoranlarda yemek yememeye karar verdim."
4 Yorum
KamudaMemur Zararsızmış işte kardeşim. Bir daha yiyebilirsiniz yani. :) 21 Eylül 2019, 17:34
Frida Kahllo Etkilenmedim 21 Eylül 2019, 17:33
DÜZ MANTIKKK Aha gubaz gelmiş, yardırın 21 Eylül 2019, 17:32
Tüm Yorumları Göster
gubaz
23 Ağustos 2019 Cuma, 22:33
Şikayet Et Detayını Göster
çok zor...
Bu ülkede kadın, çocuk ve ağaç olmak çok zor. Hiç bir gerekçe şiddeti haklı çıkartamaz...
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster
gubaz
23 Ağustos 2019 Cuma, 21:10
Şikayet Et Detayını Göster
yazı biraz uzun ama okumanızı istirham ederim....
BİR TOPLUMUN YOK OLMASI İÇİN Bu günkü Müslümanların bu günkü durumlara gelebilmeleri için yabancı kültür emperyalistlerin hazırlayıp uygulamaya başladıkları manifestolarına göre başarılı olup olmadıkları hakkında bir karar verilebilmesi açısından değerlendirme yapabilmemiz açısından araştırmalarımla tesbit edebildiklerimi siz okurlarımla paylaşmak istedim. Buna göre; 1. Müslüman Bir Toplumu Çökertmek İstiyorsanız; Önce ev hanımlığını ve anneliği değersizleştirin ki evde ana kalmasın. Evde ana kalmayınca nesiller televizyonun ve internetin emzirip büyüttüğü ruhsuz, kimliksiz ve merhametsiz nesiller olarak yetişsin. 2.Bir toplumu Yıkmak İstiyorsanız; O toplumun babalarını borca, kredi kartı batağına, geçim derdine, işsizliğe ve açlığa mahküm edin ki ne eşlerine, ne evlatlarına, ne de ailelerine ayıracak vakitleri kalsın. Taksit ödemekten, kirayı denkleştirme derdinden, çocuklarının okul masraflarını düşünmekten başka bir şey düşünmeye mecalleri kalmasın.3. Bir Toplumu Çürütmek İstiyorsanız;Evliliği pahalılaştırıp, nikahsız birlikteliği ucuzlatın ki genç nesiller haram yollara tevessül etsin. Zinayı kolaylaştırıp evliliği zorlaştırın ki nesiller, flörtün, ahlaksızlığın pençesinde eriyip gitsin. Aile politikalarıyla, nafaka kanunlarıyla, pozitif ayrımcılıkla aileye darbe üstüne darbe indirin ki toplumun çekirdeği çürüyüp gitsin.4. Bir Toplumu İfsad Etmek İstiyorsanız;Helal lokmayı ve helal kazancı zorlaştırın ki midelere giren haram lokmalarla o toplumun kimliğini, özünü, ruh kökünü ve karakterini değiştirebilesiniz. Faizli esnaf kredileriyle, evlilik ve düğün kredileriyle, piyangoyla, promosyonlarla bir şekilde herkesi faize ve harama bulaştırın, .5. Bir Toplumu Bitirmek İstiyorsanız;O toplumun alimlerini, hocalarını, imamlarını itibarsızlaştırın ki toplumu derleyip toparlayacak, onlara rehberlik edecek, istikamet belirleyecek olan alimlere güven kalmasın. Onları kendi aralarında birbirine düşürün, halkın önünde tartıştırın, her birine farklı bir şey söyletin ki halkın nazarında itibarları zedelensin. İmamları ve hocaları komedi filmlerinin ve fıkraların başkarakteri haline getirip gözden düşürün ki kriz anlarında rehberlik yapıp safları tahkim edecek kimse kalmasın. Cemaatleri, dernekleri, ihale kovalama ve kadro yerleştirme derdine düşürün, ki toplumu irşad edecek kimse kalmasın.;Öğretmenleri itibarsızlaştırın ki öğrencileri bile onları ciddiye almasın ve onların üzerinde hiçbir yaptırımları kalmasın. 7. Bir Toplumu Perişan Etmek İstiyorsanız ;O toplumu dizilerden, yarışma programlarından, yemek, evlilik ve magazin programlarından başlarını kaldıramayacak hale getirin ki gerçek hayatla bağları kopsun. Diziler vesilesiyle ahlaksızlığı yasak aşk, zinayı seviyeli birliktelik, adatmayı sıradan bir iş olarak gösterin ki toplumun temelleri sarsılsın.;Müslüman siyasetçilere güveni sarsın ki Müslümanlar ve İslami siyaset, toplumun nazarında bir umut ve bir alternatif olmaktan çıksın.9. Bir Toplumu Çözmek İstiyorsanız; Peygamberimiz (Aleyhisselamı) dini alanın dışına itin ki halkın İslami yaşamında yegane örnek ortadan kalksın. Sürekli bize Kur'an yeter deyin ki Peygamberin (Aleyhisselam) sözünün yerine kendi aklınızı koyup toplumu istediğiniz gibi yönlendirebilesiniz. Ve Kitap'ı kafanıza göre yorumlayabilesiniz. Geleneği, geçmiş birikimi itibarsızlaştırın ki o toplumun geleceğini de yok edebilesiniz. Bidatlari ve hurafeleri yaygınlaştırın ki hakikati perdeleyebilesiniz.10. Bir Toplumun Kökünü Kurutmak İstiyorsanız; Özellikle sakallıların, başörtülülerin, namazlıların yalan söylemesini, iftira atmasını, haksızlık yapmasını, kul hakkına girmesini, sözünde durmamasını, borcunu ödememesini, harama bulaşmasını, kirlenmesini, örselenmesini ve yıpranmasını sağlayın ki toplumun Müslüman kimliğe zerrece güveni kalmasın. Müslümanlara olan güveni de bitirebilirseniz artık oturup rahatlıkla kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Çünkü hedefinize ulaşmışsınız demektir. Büyük İslam alimi İbni Haldun da bir toplumun çöküş alametlerini; Dayanışmanın yok olması,Üretimin zayıflaması, tüketimin çılgınlığı, vergilerin artması, liyakatin dikkate alınmaması, adaletsizliğin yaygınlaşması,umutların kırılması, göçün hızlanması, iblisane gurur ve kibir, gösteriş riyakarlık ve yalakalık, ve en kötüsü de her şey normalmiş gibi bütün bunları görmezden gelen ve kabullenen bir topluluğun olmasıdır demektedir.Durumu saygılarımla taktir ve tensiplerinize arz ederim efendim. Kendimize dönelim zira başka Türkiye yok.
7 Yorum
gubaz unfy yazı içersinde numara yazılması unutuldu... Teşekkür ederim ilgin icin... 23 Ağustos 2019, 21:45
Hayırda şer Bitmişiz haberimiz yok 23 Ağustos 2019, 21:14
DÜZ MANTIKKK Gubazdan sonrasını okumadım 23 Ağustos 2019, 21:13
Tüm Yorumları Göster
gubaz
25 Haziran 2019 Salı, 21:51
Şikayet Et Detayını Göster
Tarımda İsrail... Tohumda İsrail...
Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız? Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor. 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma enstitümüz, 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var. Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail. İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından biraz araştırıp okuyabilirsiniz. İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli... Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru. Gelelim başka doğrulara. Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok. Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu. Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz. Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor. Buna en güzel örnek: Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir. Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava.... Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor. Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor. Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak! Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır. İkincisi de biz olacağız. EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!! SOR SORUŞTUR, BOŞ DURMA... Bu yazıyı da okudunsa ister paylaş ister paylaşma, umrumda değil. Ama bilip de susmak ortak olmaktır. Bunu bari hatırla...Bu ihanete ortak olanlarla aynı pencereden bile bakma. Prof.Dr. Kadircan Keski Bora
1 Yorum
ÇOTANAK Ölüm tohumları, saklı seçilmişler kitaplarını okumanızı şiddetle öneriyorum. 26 Haziran 2019, 20:08
Tüm Yorumları Göster
gubaz
24 Haziran 2019 Pazartesi, 22:28
Şikayet Et Detayını Göster
hırsızım ama vicdansız değilim...
YANKESİCİYİM AMA VİCDANSIZ DEĞİLİM ... Yaklaşık olarak 66 yıl öncesinde, 1950'li yıllarda İstanbul'dayız. Bire bir yaşanmış olan hikayemiz bir belediye otobüsünde geçer. Otobüs tam Eminönü durağına gelmiş ve kapılarını açacakken bir kadının "Sakın kapıları açma, cüzdanım çalındı, otobüste hırsız var" şeklinde canhıraş sesi duyulur. Kadın ısrarcıdır ve bağırmaya devam eder. Bunun üzerine şoför kapıları açmaz ve yerinden kalkarak kadına "otobüste çalındığına emin misin? Çantanı kontrol et!" der. Kadın "biraz önce biletimi almak için cüzdanımı çıkarmıştım, daha sonra yerine koydum ama şimdi yok" diye cevap verir. Şoför bunun üzerine hiddetlenerek "kimse kıpırdamasın herkesin üzerini arayacağım" der. Şoför önden biletçi arkadan başlayarak yolcuları tek tek aramaya başlarlar. Herkes aranmış yalnız bir kişi kalmıştır. Henüz aranmayan yolcu binbaşı rütbesinde resmi üniformalı bir kara subayıdır. Üzerinde de haki renkli kalın paltosu vardır. Şoför "Binbaşımı aramaya lüzum yok, bir Türk subayını hırsızlık şüphesi ile asla aramam, cüzdan bulunamadı" diyerek kapıları açmak için yerine doğru yönelir. Tam bu sırada Binbaşının kendinden emin davudi sesi duyulur; "Beni de arayacaksınız, töhmet altında kalmak istemiyorum." der. Şoför aramak istemez ama Binbaşının ısrarı karşısında mecbur kalır. Tam elini Binbaşının paltosunun cebine sokarken "hayır arama, ben çaldım!" diyen biraz hırpani giyimli bir adam çıkar. Ve adam "cüzdanını çaldığım kadın bağırınca korktum, aranabileceğimi düşünerek cüzdanı, aranmayacağını bildiğim hemen yanımda bulunan Binbaşının paltosunun cebine bıraktım. Fakat bir Türk subayının hırsızlıktan suçlanmasına gönlüm razı değil. Yankesiciyim, hırsızım ama vicdansız değil!" diyerek başını önüne eğer. ***** İşte biz böyle bir millettik ... Ne zaman kendi evladına, kendi askerine el kaldıracak kadar soysuzlaştık, rezilleştik ..... ?" ***** Ahlak ve vicdan insanın temeli ve mayasıdır. Ahlak ve vicdan olmazsa insan olmaktan da bahsedilemez. Ve ne yazık ki bizler, sadece askere düşman olacak kadar bozulmadık. Bozulma ve kokuşma toplumun her kesiminde kendine göre oldu. Kimimiz Atatürk'e düşman oldu, kimimiz milletine; Dine düşman olan da var, devletine düşman olan da. Kardeş kardeşe düşman oldu. Topyekün bozulduk vesselam. Sevgiyle kalın...
1 Yorum
TeacherAndFinancing Eyvallah saygılar 24 Haziran 2019, 22:30
Tüm Yorumları Göster
gubaz
26 Nisan 2019 Cuma, 14:55
Şikayet Et Detayını Göster
bir düşünmek lazım....
İstanbulda bir ilkokul... 1955-65 ler,öğrenciler, Amerikan yardımı olarak yurda gelen sulandırılmış süt tozlarını içmek için sıradalar... O günlerden yaşanmış bir anı Mehmet bey anlatıyor ... "1960'lı yıllarda ilkokula gidiyordum. Öğretmenimiz süt tozu paketleri dağıttı; Abd'den yardım olarak gelmiş! Bizim evde 100'e yakın keçi vardı,30'dan fazla inek vardı. Süt ve yoğurdu satma imkanımız yoktu. Bize yetecek kadar her türlü süt ürünümüz vardı. Ama ben cicili paketler içindeki süt tozu paketlerini sevine sevine eve getirdim. Eve girmeden önce avluda dedemle karşılaştım; 'elindeki nedir?' diye sordu. Açıkladım... 'Bizim sütümüz var, götür onu geri ver, sütü olmayan çocuklara versinler.' dedi.Aslında köyümüzde sütü olmayan ev yoktu.Ben biraz duraklayıp götürmek istemedim. 'Oğlum,bunlar bizim iyiliğimiz için bunu vermiyorlar,bizi zehirlemek için gönderiyorlar!' dedi. Ben okulda aldığım derslerden kendime güvenerek dedeme karşı geldim. Söylediklerini okula gitmemiş dedemin cehaletine yordum. Ona itirazlar ettim. Beni ikna edemeyince inandırmak için bir deneye başvurdu.Güçlü bir köpeğimiz vardı. 'Git, süt tozunu süte çevir getir.' dedi. Gittim,süt tozundan süt yapıp getirdim.Köpeğimiz kulübesinde idi. Götürdük ve önüne koyduk. Ağzını koydu,yaladı,çekti,bırakıverdi; 'Siz beni zehirlemek mi istiyorsunuz?!.' anlamında hırsla bize baktı. Saldıracak gibiydi. Kabı aldık. Dedem onu suda yıkadı. Sonra bana 'git, evden bizim sütten getir.' dedi. Evden yarım kilo kadar sütü götürüp yıkanmış kaba koydum.Yine köpeğin önüne sürdük.Ağzını koydu.Bir defa nefes aldı.İki içimde sütü bitirdi.Dedem hiç okula gitmemişti ama öğretmenimden ve o sütleri okulumuza gönderen yetkililerden daha çok şey biliyordu..." Ve bu dağıtılan süt tozlarından sonra Turkiyede ilk "Çocuk felci vakaları görüldü ve felç salgını başladı." Sonra ne mi oldu? Amerika bize milyon dolarlar karşılığında çocuk felci aşıları sattı.. Ne kadar manidar.. Bizi bomba ve silahlarla öldürenlerin,aşı ve yiyeceklerini masum gördüğümüz sürece daha çok aldanacağız. Önce bizi hasta edip,peşine ilaç ve aşısını satıyorlar!
6 Yorum
TeacherAndFinancing . 26 Nisan 2019, 15:02
*runkli* Evet bir dönmede öğrencilere zorla Fındıklar yedirildi ihraç edilip geri gönderilen Fındıklar. Bir kaç yıl öncede kuru üzümler dağıtıldı tarım ilacı fazla olduğundan geri gönderildi öğrencilere verild 26 Nisan 2019, 14:59
ayse cikkkk Hep kandırılıyoruz hep 26 Nisan 2019, 14:58
Tüm Yorumları Göster
gubaz
23 Nisan 2019 Salı, 17:43
Şikayet Et Detayını Göster
bugünlük bu ders hepimize yeter
Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı.. Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator'u görünce ona şöyle dedi; "Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak.." İmparator dudak büker; "Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?" Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; "Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz.." İmparator kahkaha atarak; "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." dedi. Yoksul adam; "Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.. Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.." imparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle; "Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi.. Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içersinde İmparator'a dönüp itiraz etti. "Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu i ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinadar başı eksin.." Hazinadar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti. Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar.. Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinadara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve; "Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi. Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı. Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi.. Sonra da gülerek; "Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter." dedi..
13 Yorum
Nazar Eyle keşke ders verirken ders alabilseniz. elinizde tuttuğunuz adalet meşalesi sadece istediğiniz yeri aydınlatıyor.. yazık 23 Nisan 2019, 18:48
"GEZGİN" O iş öyle kolay değil ki :)) 23 Nisan 2019, 17:53
ayse cikkkk Tiz kafası vurula.. 23 Nisan 2019, 17:52
Tüm Yorumları Göster
Forum'dan Seçmeler